30 Ocak 2020 Perşembe

Zehir

Bu vişne çürüğü yalan,kana karışır.Bir daha yaşanmaz böylesi.Kınından çıkar kalbim,gidersen.Hangimiz çatlarsa gitmelerin güzelliğinden,o duysun aynada ki sesi,o işitsin kahretme bizi,biraz dur !

Bu aklımı sömüren yangın,bu kümelenmiş gözyaşı.Toprağın yağmurdan sonraki imtihanıdır gidişinin kokusu.Yüzüm ateşler içinde,sesim dipte. 

Ciğerimin hizasına kurşun salan,seni sevmenin şikayeti.Ekmek kıtırı keskinliğinde damağımı kanatan.Her akşam bir yangın gidişin,gözyaşında ki tuz oranı,zehir.Anlımın akı,temize çıkmışlığım,gözümün nuru,kendime gelenim,yüreğimde yaralarla dolaşanım,yol yordam bilmeden geçtiğim,üstüne kanımı serptiğim,eski zaman gençliğim.

Bu birazda tebdili sevda ve sen aşk-ı mübremdin bana.Damağı ıslanmamış çiçeklere özendim bu süzgün satırda.Üstüme doğru gelen bir yalnızlığın bacasında zehir gibi gri çaldılar yüzüme.Her yanım sis her yanım yangın şimdi.

Gölgesine sarıldığım sevdan kalbime yük.Omzuma yasladığın bu beden ruhuma büyük.Yorulan kalbim efkar kuşanır,masum bir haykırıştır sesimin titrekliği.Bütün zorlukların perdesinde açan sen,hasretimin incir çekirdeği.

Ve göç başlasın,
ufkumda yeni badireler var şimdi.Terini koynumda kuruttum çoktandır,gerisini sorma sakın.Ne zaman aklıma sarılsam senin için kalbim ayakta kalır ve başlayan bir ağrıdır dilimden içeri.Dert bulmayasın son olasın.

Kırık bir heykel gibi ayaklar altında başım.Ne uzun bir zamandır bu seni çağrıştıran.Can dayansa ruh sıkılır,kan akar gözümün yarasına.Bir resim herkes için hatıradır,yırtılan yeridir hep hafiza duvarında.Solgun yüzüm suretinin boy aynasıdır,kırılmayasın,son olasın. 





Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yaşananlar

Çok fazla şey söylemeden de anlatılabilir, Kaçırılan adımlar ve geçmişin tartısı, Öze dönüşte son yazgı, Keşke fikrimi kapatabilseydim. ...